Category: Dinazorlar

HAFTANIN DİNOZORLARI

Bir çok insan dinozorları tropikal iklimde yaşayan canlılar olarak bilir ve bu çoğunlukla doğrudur. Ama bazı dinozorlar kurak iklimde kavurucu sıcakta bazıları ise dondurucu soğukta yaşamıştır. Bu dinozorlar için çöllerde  yaşamak çok zor değildir. Tropikal iklimde yaşayan dinozorlar bile nadiren kuraklık sıkıntısı çeker. Bir çok dinozor için asıl zorlayıcı olan dondurucu soğukta yaşamaktır. Kutuplarda yaşayan dinozorlar bununun üstesinden gelmiştir. Bu dinozorlar kutup dinozorları olarak bilinirler. İşte bunlardan bazıları:

CRYOLOPHOSAURUS:

Cryolophosaurus Jurassic dönemde Antartika’da yaşamış etobur bir dinozordur. Kafasının üstünde dilophosaurus’unkine benzeyen bir ibik bulunmaktadır. Antartika bugünkü halinin aksine Jurassic dönemde tropikal bir iklime sahipti ve ormanlarla kaplıydı. Sadece kış mevsiminde nadiren aşırı dondurucu bir sıcaklığa düşüyordu. Bu yüzden bazı dinozorların kış uykusuna yattığı düşünülüyor. Cryolophosaurus hakkında çok az şey biliniyor. Muhtemelen Antartika’da bulunmamış bir çok dinozor türü var. Buzu delmek tehlikeli olduğundan kazı araştırmaları çok fazla ilerletilemiyor.(Aynı dilophosaurus gibi bu dinozorda zehirli değildi.)

ANKYLOSAURUS:

Ankylosaurus Kretase döneminde Montana’da yaşamış otobur ve zırhlı bir dinozordur. Fosillerine Antartika’da rastlanmıştır.

LEAELLYNASAURA:

Leaellynasaura en ünlü kutup dinozorlarından biridir. Kretase döneminde Avustralya’da yaşamış otobur bir dinozordur. Grup halinde yaşamıştır. Muhtemelen orman zeminindeki meyveler ve mantarlar ile besleniyorlardı. Yetişkinler en fazla iki metre uzunluğunda olur.

MUTTABURRASAURUS:

Muttaburrasaurus Kretase döneminde Avustralya’da yaşamış ördek gagalı otobur bir dinozordur. Büyük olasılıkla sürüler halinde yaşamıştır. Burunlarının üstünde ses çıkarmaya yarayan balon benzeri bir organ bulunmaktadır. Yetişkinler yedi metre uzunluğundaydı. Bu dinozorların mevsimsel göç ettikleri düşünülüyor.

ALLOSAURUS:

Allosaurus Jurassic dönemde yaşamış etobur bir dinozordur. Kutup allosaurusu özel bir allosaurus türüdür. Bu allosaurus kretase döneminde Avustralya’da  yaşamıştır.

TROODON:

Troodon Kretase döneminde Montana’da yaşamış etobur bir dinozordur. Baş parmaklarındaki pençeyi avlarının boğazını kesmek, eti delmek veya eti temizlemek için kullanırlardı, aynı diyer raptorlar gibi. Bu dinozorlar genelde iki metre uzunluğunda olur. Alaska’da yaşayan bir troodon türü olan alaska troodonları normal troodonlardan daha büyüktü. Bununla birlikte baş parmaklarındaki pençe vücutlarına oranla olması gerekenden daha büyüktü. Bu dinozorlar gece avlanırdı ve muhtemelen grup halinde. Alaska Antartika’nın aksine tropikal bir iklime sahip değildi.

EDMONTOSAURUS: 

Edmontosaurus Kretase döneminde yaşamış ördek gagalı otobur bir dinozordur. Fosillerine Alaska’da rastlanmıştır. Sürüler halinde yaşamışlardır. Yetişkinler dokuz metre uzunluğa kadar ulaşabiliyordu.

MINMI:

Minmi Avustralya’da Kretase döneminde yaşamış zırhlı ve otobur bir dinozordur. Üç metre uzunluğundadır. Avustralya’da bulunan ilk zırhlı dinozordur.

 

DENİZ SÜRÜNGENLERİ

Deniz sürüngenleri deniz canavarı olarak da bilinirler. İlk olarak Triassic döneminde ortaya çıkmış ve Cretaceous (Kretase) döneminde yok olmuşlardır. Uçan sürüngenler gibi bu canlılar da dinozor değildir. Bu canlılar sık sık birbirleriyle kavga eder ve dinozorlar gibi yamyamlık yaptıkları bilinir. Sık sık köpek balıkları tarafından saldırıya uğrarlardı veya kendileri saldırırdı. Bu canlıların yüzgeçlerinde ve kuyruklarında sık sık köpek balığı dişlerine rastlanmıştır. Nadiren dinozorlara ve uçan sürüngenlere saldırırlardı. Çoğu deniz sürüngeninin mevsimsel göç ettikleri bilinir bu yüzden fosillerine dünyanın bir çok yerinde rastlanır. Çoğunlukla da yol yapımı sırasında. Birçok deniz sürüngeni vardır. İşte bunlardan bazıları:

MOSASAURUS

Bu canlı en ünlü deniz sürüngenlerinden biridir ve Kretase döneminde yaşamıştır. Jurassic World filminde bir dinozor olarak tanıtılsa da her deniz sürüngeni gibi bu da bir dinozor değildir. Filmdeki gibi timsahınkine benzeyen bir sırtı yoktur ve biraz daha küçüktür. Bu canlının iki sıra dişi yoktur ama iki ağzı vardır. İkinci ağız mosasaurusun dilinin arkasında bulunuyordu ve tam olarak olmasa da birinci ağızdan bağımsız bir şekilde hareket edebiliyordu. Yapılan araştırmalar bu canlının renginin bir katil balinaya benzediğini gösteriyor. Sırtı siyah, karnı beyazdı veya karnında beyaz çizgiler vardı.

 LIOPLEURODON

Bu deniz sürüngeni Jurassic döneminde yaşamıştır. Bu canlının boyunun 25 metreye kadar uzadığı iddia edilir ama aslında devasa boyutlara ulaşmıyordu. Genelde 3 metre uzunluğunda olurlar, en fazla da 7 metre.

ICHTHYOSAURUS

Bu deniz sürüngeni Jurassic dönemde yaşamıştır. Bir yunusa benzemektedir ve genelde av konumundadırlar. Ichthyosauruslarla akraba olan birçok deniz sürüngeni vardır. Bu canlılar düşük ışıkta avlarını görebilmek için özel gözler geliştirmiştir. Yapılan araştırmalar bu canlıların yunuslar gibi tek renk olduklarını gösteriyor; siyah, gri, açık pembe gibi.

ELASMOSAURUS

Bu deniz sürüngenin boyun ve ağız yapısı balık avlamayı zahmet gerektirmeyen bir iş haline getiriyordu. Yinede bu canlıların bazı küçük  pterozorlara saldırdığına dair bir kanıt var.

SHASTASAURUS

Bu deniz sürüngeni Triassic dönemde yaşamıştır ve en büyük deniz sürüngenlerinden biri olarak bilinir. Ichthyosaurus ile yakın akrabalardır.

OPHTHALMOSAURUS

TYLOSAURUS

 

HAFTANIN DİNOZORLARI:APATOSAURUS ve BRONTOSAURUS

Apatosaurus Jurassic dönemde yaşamış uzun boyunlu otobur bir dinozordur. En ünlü dinozorlardan biri olması ile birlikte muhtemelen en ilginç geçmişe sahip olanlardandır. Apatosaurus fosili ilk bulunduğunda  başka dinozorların parçalarıyla karıştırılmasıyla  yanlış bir dinozor ortaya çıkarılmıştır ve adına brontosaurus denilmiştir.

Daha sonra böyle bir dinozorun olmadığı ortaya çıktığında bir şok yaşandı. Fosil tekrar birleştirildi ve adına apatosaurus denildi. Dinozorun bataklıkta yaşadığı düşünüldü. Bazı kişiler böyle bir canlının suda vakit geçirdiğini çünkü karada yürümek için çok ağır olduğunu öne sürdü. Ama bu mümkün değildi; çünkü suda yaşasalardı basınçtan dolayı iç organları zarar görürdü. Tek sorun bu da değildi; çünkü rahat nefes bile alamazlardı. Bu dinozor ne bataklıkta ne de suda yaşıyordu. Kemikleri  gözenekli yapıda olduğundan karada çok rahat hareket edebiliyordu. Daha sonra başka fosiller bulundu. Eski brontosaurusa çok benziyordu ve adına da brontosaurus denildi. Yani brontosaurus diye bir dinozor gerçekten yaşamıştı.

APATOSAURUS

BRONTOSAURUS

 

 

HAFTANIN DİNOZORU: ALLOSAURUS

Allosaurus Jurassic dönemde yaşamış etobur bir dinozordur. Ünlü olmasıyla birlikte Jurassic aslanı olarak bilinir. Dönemin en yaygın yırtıcısı olsa da kaçınması gereken yırtıcılar da vardır. Allosaurus evrim sürecinde bir dinozor olduğundan bulunan her fosil bir diğerinden farklıdır. Bunun iklimle de ilgisi vardır. Kutuplarda yaşayan bir allosaurusla tropik bir alanda yaşayan allosaurus aynı özellikleri göstermez. Allosauruslar yanlız avlanırlardı. Ancak büyük canlıları avlamak için bir araya gelirlerdi. Yapılan araştırmalar sonucu allosaurusun ısırığının bir aslanınkinden daha hafif olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden allosaurusun ağzını bir balta gibi kullandığı düşünülüyor. Bu sayede şiddetli bir şekilde kan sıçrıyordu ve avı yorgunluk ve şoktan ölüyordu.

Allosaurusun ne tür canlıları avladığını neredeyse herkes bilir. Ünlü T.Rex ve triceratops kavgaları gibi ünlü allosarus ve stegosaurus kavgaları vardır. Bir stegosaurusun plakasında (sırtındaki dikenler) allosaurus tarafından yapılan bir ısırık izi ortaya çıkarıldı. Bir allosaurus omurunda stegosaurusun kuyruğundaki dikenleri tarafından yapılan bir delik bulundu. Yani bu iki dinozor türü gerçekten kavga ediyordu.

Bulunan bir allosaurus çenesi o kadar biçimsizdi ki kimse hangi türe ait olduğunu anlıyamadı. Daha sonradan bunun bir allosaurusa ait olduğu ortaya çıktı. Çenenin biçimsiz olmasının nedeninin dinozorun yavruyken çenesini zedelemesinden olduğu ortaya çıktı. Bu yaranın nasıl olduğu bilinmiyor ama başka otobur bir dinozor tarfından yapılmış olabilir. Daha sonradan bu teori benimsendi ve ünlü oldu.

 

HAFTANIN DİNOZORU: ANKLOSAURUS

Kretase döneminde yaşamış olan anklosaurus en bilindik dinozorlardandır. Bu dinozorun fosillerine Antartika ve Kuzey Amerika’da rastlanır. Bedeninin üstünde kendisini koruyan bir kalkan ve kuyruğunun ucunda bir topuz bulunmaktadır. Sıkça insanlar bu topuzu küre şeklindeymiş gibi düşünür. Bu topuz yuvarlak olsa da tam bir küre şeklinde değildir ve etrafında dikenler yoktur. Ama Ankylosaurus’a benzeyen dikenli bir topuza sahip birçok dinozor vardır. Ankylosaurus’un boyu 10 metreye ulaşabilir. Kendisini koruyan kalkanı kemik ve kıkırdaktandır ve bu kalkan ankylosaurus’u yavaşlatsa da hem rahat hem de mükemmel bir korunma aracıdır. Ankylosaurus’un göz kapakları da kemik ve kıkırdaktandır ve aslında bu çok gereksiz bir ayrıntıdır. Yetişkin bir ankylosaurus’un neredeyse hiç doğal düşmanı yoktur. Yırtıcılar bu dinozora saldırsalar da öldüremezler. Ankylosaurus’u öldürmenin tek yolu ters çevirmektir ve bu bir dinozor için imkansızdır. Bununla birlikte kuyruğundaki topuz bir yırtıcının kaburgalarına gelirse ölüm kaçınılmazdır. Ankylosaurus’un görme duyusu çok kötü olsa da koku alma duyusu epey gelişmiştir. Ankylosaurus için yapılan modeller ve resimlerin çoğu yanlıştır. Bilimsel açıdan en doğru çizim ve model aşağıdaki gibidir.

 

Ankylosaurus:

 

 

Ankylosaurusa benzeyen  diğer bazı dinozorlar:

Polacanthus

 

Saichania

Minmi

 

 

 

 

 

 

HAFTANIN DİNOZORU: DİLOPHOSAURUS

Dilophosaurus Jurassic Park filmi yüzünden insanlar arasında yanlış bilinmektedir. Filmde dilophosaurus kör edici bir zehir tükürebilmektedir ve bazı sürüngenlerin yapabildiği gibi kafasının arkasında bulunan özel yelpazeyi açabilmektedir. Ama aslında dilophosaurus bu özelliklerin hiçbirine sahip değildi. Fosiller bu canlının bir yelpazeye sahip olduğunu göstermiyor . Ayrıca Dilophosaurs kafatasında zehir keselerine rastlanmadı ve dişlerinin içi doluydu. Filmde dilophosaurusun böyle özelliklere sahip olmasının sebebininin dinozorların DNA’ larındaki boşlukları doldurmak için günümüz hayvanlarının DNA’ ları kullanılmasının sonucu olduğu söyleniyor. Bu zehir ve yelpaze ile birlikte neden diolphosaurusun yılana benzeyen derisi olduğunu açıklıyor.

Gerçek hayattaki dilophosaurus Arizona’da keşfedilen kafasının üstünde bulunan iki tuhaf ibiğe ve zayıf bir ısırığa sahip Jurassic döneminde yaşamış bir dinozordur. Dilophosaurus ilk büyük dinozorlardandır. Üç metre uzunluğunda ve iki metre yüksekliğe ulaşabilmektedir. Muhtemelen kuşlar gibi küçük gruplar halinde dolaşır ve yavrularına bakarlardı.

HAFTANIN DINOZORU:PROTOCERATOPS

Protoceratops 85 milyon yıl önce yaşamış otçul bir dinozordur. Gobi Çölü’nde yaşamıştır. Bilim adamları bu dinozora “Kretase İneği” derler. Kendini savunabileceği sivri bir çıkıntı  burnunun üstünde bulunurdu. Doğal düşmanları Velociraptor gibi yırtıcılardı. Bunu Moğolistan’da bulunan bir fosilden biliyoruz.

Fosilde çok net göründüğü gibi iki dinozor ölümüne savaşmaktadır. Velociraptor’un önce saldırdığı daha büyük ihtimal çünkü Protoceratops gibi otobur dinozorların saldırarak risk almayacakları düşünülüyor. Velociraptor büyük ihtimalle Protoceratops’un sırtına atlamış, ama sonra dengesini kaybedip düşmemek için Protoceratops’a tutunmuştu. Ama böyle yaparak Protoceratops’un altında kalmış ve Protoceratops Velociraptor’un kolunu ısırıp kopartmaya çalışınca, Velociraptor baş parmağında bulunan pençesini kullanarak Protoceratops’un boynunu kesmeye çalışmıştır. Protoceratops Velaciraptor’u kendisinden uzak tutmak için karnını bir ayağıyla ittirmiştir. En sonunda sıkça olduğu düşünülen kum fırtınalarından biri gerçekleşmiş ve iki dinozor son pozisyonlarını bozmadan kumun altında boğularak ölmüştür. Genelde Protoceratops’lar sürü veya iki kişi halinde yaşarlar. Bu Protoceratops sürüden bir nedenden dolayı ayrılmış olmalıydı.

UÇAN SÜRÜNGENLER

Uçan sürüngenler sık sık dinozorlarla karıştırılırlar. Bu canlılar dinozor değildir. Uçan sürüngenler pterozor olarak da bilinirler. Uçan sürüngenler dünya üzerinde uçan ilk omurgalı canlılardır. Bu canlılar çöllerde, ormanlarda , tehlikeli yamaçlarda, sahillerde ve dinozorların üzerinde asalak olarak yaşamışlardır. Dünya üzerinde çok fazla pterozor türü vardır. Bazılarının bir kanat uzunluğu oniki metre olabilirken, bazıları ise yetişkin bir insanın yüzü kadardı. İşte bu canlılardan bazıları:

Tapejara

Ornithocheirus

Hatzegopteryx

Pteranodon

Quetzalcoatlus

Tüm uçan sürüngenler arasına en ilginç olanlardan biri quetzalcoatlus dur. Bu canlıların bir kanat uzunluğu oniki metredir ve bu canlılar yetişkinken yüzseksen kilogram ağırlığındadır. Sağlığını korumak için her gün dört buçuk kilo et yemelidir. Bu canlılar deniz seviyesinden üç kilometre yukarıda uçar ve göç etmek dışında zamanlarının çoğunu orada geçirirler. Bu canlılar avlanırken gözlerine güvenirler. Bir quetzalcoatlus’un retinası on santimetre çapındadır ve bir milyara yakın ışık reseptörüne sahiptir. Yere inip tekrar kalkış yapmak için bir yamaçtan atlamasına gerek yoktur. Bazı paleontologlar bu canlının kalkış sırasında iki buçuk G kuvvetinde hızlandığını düşünüyorlar.

 

 

HAFTANIN DINOZORU: PARASAUROLOPHUS

Parasaurolophus Kretase döneminde yaşayan ördekgagalı dinozorlar grubuna aittir. Kuzey Amerika’da yaşadıklarından etrafları bazı raptor türleri gibi küçük etoburlar, T.Rex gibi büyük etoburlar ve tarih öncesi dev timsahlarla çevriliydi. Kendilerini savunacak yapıları yoktu. Tek savunma yöntemleri büyük ve sağlıklı olmaktı. Yırtıcılar genelde hasta, yaşlı, yavru ve güçsüz olanları seçerler ve bu yüzden sürünün bu tür üyeleri sürünün ortasında sağlıklı olanlar tarafından korunur. Bu dinozorun çok ünlü olmasının bir sebebi Jurassic Park’ın tüm filmlerinde yer almasıdır. Diğer sebebi ise kafasının arkasında bulunan tuhaf yapıdır. Bu yapının ilk başta şinorkel görevi gördüğü düşünüldü. Parasaurolophuslar sulak alanlara yakın yaşadıkları için bu fikir birçok kişi tarafından kabul edildi. Ama gerçekte bu yapı bir trompet gibi ses çıkarıp iletişim kurmak için kullanılırdı. İçi bir labirente benzediği ve daralıp genişlediği için farklı frekanslarda ses çıkarmak için uygundu. Her ses tonu bir anlama geliyordu. Bu anlamlar imdat çağrısı gibi kısa ve net olduğu düşünülüyor.

HAFTANIN DINOZORU: MICRORAPTOR

Microraptor en küçük dinozor olarak bilinir. Çin’de bulunan çoğu dinozor gibi tüylerle kaplıydı. Yaşıyor olsalardı dinozordan daha çok kuşa benzerlerdi ki kuşlar ile dinozorlar çok yakın akrabalardır. Yaşadıkları dönemde hem avcı hem de av durumundaydılar. Kanatlara sahip olmalarına rağmen kuşlar gibi yerden havalanamazlar, yüksek bir yere çıkıp oradan atlamaları gerekir. Bu yüzden ağaçtan ağaca uçtukları düşünülüyor. Uzun süre havada kalamazlar, bu yüzden kısa mesafeli uçarlar.  Yaşadıkları bölgedeki volkanik aktiviteler sonucu nesillerinin tükendiği düşünülüyor.