HAFTANIN DİNOZORLARI:APATOSAURUS ve BRONTOSAURUS

Apatosaurus Jurassic dönemde yaşamış uzun boyunlu otobur bir dinozordur. En ünlü dinozorlardan biri olması ile birlikte muhtemelen en ilginç geçmişe sahip olanlardandır. Apatosaurus fosili ilk bulunduğunda  başka dinozorların parçalarıyla karıştırılmasıyla  yanlış bir dinozor ortaya çıkarılmıştır ve adına brontosaurus denilmiştir.

Daha sonra böyle bir dinozorun olmadığı ortaya çıktığında bir şok yaşandı. Fosil tekrar birleştirildi ve adına apatosaurus denildi. Dinozorun bataklıkta yaşadığı düşünüldü. Bazı kişiler böyle bir canlının suda vakit geçirdiğini çünkü karada yürümek için çok ağır olduğunu öne sürdü. Ama bu mümkün değildi; çünkü suda yaşasalardı basınçtan dolayı iç organları zarar görürdü. Tek sorun bu da değildi; çünkü rahat nefes bile alamazlardı. Bu dinozor ne bataklıkta ne de suda yaşıyordu. Kemikleri  gözenekli yapıda olduğundan karada çok rahat hareket edebiliyordu. Daha sonra başka fosiller bulundu. Eski brontosaurusa çok benziyordu ve adına da brontosaurus denildi. Yani brontosaurus diye bir dinozor gerçekten yaşamıştı.

APATOSAURUS

BRONTOSAURUS

 

7. sınıf karışımlar cevap anahtarı

karışımların cevapları için indirin

7. sınıf karışımlar çalışma kağıdı

7.sınıf-karışımlar – indirmek için tıklayın

7. sınıf element ve bileşikler kazanım kağıdı cevap anahtarı

indirmek için tıklayınız..

HAFTANIN DİNOZORU: ALLOSAURUS

Allosaurus Jurassic dönemde yaşamış etobur bir dinozordur. Ünlü olmasıyla birlikte Jurassic aslanı olarak bilinir. Dönemin en yaygın yırtıcısı olsa da kaçınması gereken yırtıcılar da vardır. Allosaurus evrim sürecinde bir dinozor olduğundan bulunan her fosil bir diğerinden farklıdır. Bunun iklimle de ilgisi vardır. Kutuplarda yaşayan bir allosaurusla tropik bir alanda yaşayan allosaurus aynı özellikleri göstermez. Allosauruslar yanlız avlanırlardı. Ancak büyük canlıları avlamak için bir araya gelirlerdi. Yapılan araştırmalar sonucu allosaurusun ısırığının bir aslanınkinden daha hafif olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden allosaurusun ağzını bir balta gibi kullandığı düşünülüyor. Bu sayede şiddetli bir şekilde kan sıçrıyordu ve avı yorgunluk ve şoktan ölüyordu.

Allosaurusun ne tür canlıları avladığını neredeyse herkes bilir. Ünlü T.Rex ve triceratops kavgaları gibi ünlü allosarus ve stegosaurus kavgaları vardır. Bir stegosaurusun plakasında (sırtındaki dikenler) allosaurus tarafından yapılan bir ısırık izi ortaya çıkarıldı. Bir allosaurus omurunda stegosaurusun kuyruğundaki dikenleri tarafından yapılan bir delik bulundu. Yani bu iki dinozor türü gerçekten kavga ediyordu.

Bulunan bir allosaurus çenesi o kadar biçimsizdi ki kimse hangi türe ait olduğunu anlıyamadı. Daha sonradan bunun bir allosaurusa ait olduğu ortaya çıktı. Çenenin biçimsiz olmasının nedeninin dinozorun yavruyken çenesini zedelemesinden olduğu ortaya çıktı. Bu yaranın nasıl olduğu bilinmiyor ama başka otobur bir dinozor tarfından yapılmış olabilir. Daha sonradan bu teori benimsendi ve ünlü oldu.

5. sınıf hafta sonu ödevi cevapları

5. sınıf hafta sonu ödevi cevapları için tıklayınız. 

7. sınıf hafta sonu ödevi cevapları

7. sınıf hafta sonu ödevi cevapları için tıklayınız

7.sınıf atom nedir isimli çalışma kağıdı

Kombide Yoğuşma Olur mu?

Merhaba sevgili 5. sınıf öğrencilerimiz,

Şu anda Fen bilimleri derslerimizde “Hal Değişimi” konusunu işliyoruz. Gaz maddelerin çevresine ısı vererek yani enerji kaybederek sıvı haline gelmesine “YOĞUŞMA” diyorduk. Size bu kavramının evimizin ısınmasında çok önemli olduğunu söylesek şaşırır mıydınız?

Hatırlarsanız çevremizdeki maddelerin taneciklerden oluştuğunu ve taneciklerin sahip oldukları enerjiye göre katı, sıvı ve gaz olabildiklerini gördük.

slide_5

Örneğin suyun katı hali olan buzu düşünürsek, taneciklerinin sıvı hali olan suya göre daha hareketsiz yani daha az enerjiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ve tahmin edebileceğiniz gibi suyun en enerjik hali gaz halidir. Peki biz havada bulunan gaz haldeki bu su taneciklerinin enerjisini kullanabilir miyiz? İşte “YOĞUŞMALI KOMBİ” bu enerjiyi kullanarak enerji tasarrufu yapıyor. Böylece doğalgazı daha verimli kullanıyorlar.

dg_166_74

Yoğuşmalı olmayan kombide doğalgaz ve hava ile ısı kazanılır ve bacadan artık gazlar bir miktar ısı ile atılır. Gördüğünüz gibi bacadan ısı kaybı olur.

MAKALE_

Yoğuşmalı kombi ise yukarıdaki şekilde gördüğünüz gibi bacadan atılan gazların içindeki su buharındaki enerjiyi yani ısısını alır ve su buharını yoğuşturur. Bu enerjiyi kullanılabilir ısı olarak kalorifer sistemine aktarır. Gaz olan atığı sıvı haline getirerek hava kirlenmesini de azaltır.

İşte doğal gazın yanması sonucunda ortaya çıkan ve bacadan dışarı atılacak baca gazının su buharındaki enerjiyi özel araçlar sayesinde geri kazanarak toplam verimi arttıran cihazlara YOĞUŞMALI KOMBİ denir.

Siz de Fen Bilimleri dersinde öğrendiğiniz bilgilerle artık günlük hayattaki kavramları daha iyi anladığınızı fark ediyor musunuz? Benzer örnekler yaşıyorsanız Fen Bilimleri öğretmenleriniz ile paylaşabilirsiniz.

Fenle Kalın

 

Kaynaklar:

http://www.dogalgaz.com.tr/yayin/161/yogusma-teknolojisi-ve-yogusmali-cihazlarda-verim-hesabi_3837.html#.Vn_iHPmLRhE

http://www.enerjivetesisat.com/tesisat-haberleri/hvac/2593-neden-youmal-kombi-kullanlmal

 

ODTÜ KUŞLARININ İZİNDE: “SON KUŞLAR”

ODTÜ KUŞLARININ İZİNDE: “SON KUŞLAR”*

Ayla KOŞAL,Ece ALACA,Ekin TOYGUR

20 yıldır süren araştırmalara göre, kampüsümüzde yaklaşık 234 farklı kuş türü bulunuyor. Peki,onları neden bulamıyoruz?

Kampüsümüz ,ODTÜ, ekosistemi ve biyoçeşitliliği ile tanınıyor. Ne yazık ki, geçmiş birkaç yılda kampüsümüzde bulunan canlıların bazıları arkalarında hiçbir iz bırakmadan yok olup gittiler. Bunlara, Çevrenin Genç Sözcüleri ( ÇGS) ekibi olarak araştırdığımız üç ana kuş da dahil: peçeli baykuş, boz kuyrukkakan ve taş bülbülü. Yıl boyunca, zamanımızın çoğunu bu bulunması zor kuşlar hakkında bilgi toplayarak ve onları nasıl bulabileceğimiz sorusuna yanıt arayarak geçirdik.

Çevrenin Genç Sözcüleri, çevreyi korumak üzere bir araya gelen bir grup gönüllüden oluşuyor. Biz, çevresel sorunlara parmak basmak, farkındalık kazandırmak ve okulumuzda daha eğitimli, bilinçli bir toplum yaratmak için çalışıyoruz. İlk başlarda iki kişinin girişimiyle hayat bulan ekip, şu anda gönüllü 9 öğrenci ve 8 öğretmenden oluşuyor. Bu iki kişinin bilgilendirici mücadeleleri sayesinde, birçok öğrenci bu gruptan haberdar oldu. Yalnızca birkaç ay içerisinde mütevazi grubumuz, yaklaşık yirmi kişilik bir topluluğa dönüştü.

Kuruluşunun ilk yılında daha çok eğitim ve öğretim ile ilgili olan ODTÜ Koleji Ankara ÇGS grubunun tam olarak belirlenmiş bir amacı yoktu, daha çok kampüsün biyoçeşitliliği ile ilgileniyordu. Üzerinde çalışılan proje, birçok farklı konu başlıklarını kapsıyordu: böcekler, memeliler, balıklar, bitkiler ve tabii ki kuşlar. Fakat, tahmin edebileceğiniz üzere, bu senenin planlaması tek bir tür üzerine, kuşlara, yoğunlaştığı için farklıydı. ÇGS üyeleri yıl boyunca bilgi topladı, kuş gözlemi yaptı ve üç ana hedefimizin, peçeli baykuş, boz kuyrukkakan ve taş bülbülü, izini aramak için plan oluşturdu. Grup üyeleri ilanlar astı, farkındalık yaymak ve okul arkadaşlarımızı çevresel sorunlar hakkında bilgilendirmek için“KAYIP ARANIYOR” posterleri ve sunumlar hazırlandı.

ODTÜ Kolej Ankara ÇGS ekibi üyeleri, ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu Başkanı Kaan Özgencil ile çalışmalarını yürütüyor. Özgencil, okul sınırları içerisinde üyelere temel kuş gözlem eğitimi verdi ve kuş gözlemi sırasında giyilen kıyafetlerin çevreyle uyumlu, fazla dikkat çekmeyen renklerde olması gerekliliğini önemle vurguluyor. Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus ise, olabildiğince sessiz olmak çünkü gürültü yapmak kuşların ürküp kaçmasına, doğal yaşam alanlarının etkilenmesine sebep olabilir.

Kuşlar ve kuş gözlem hakkında bilgi edinmek üzere ÇGS ekibi ilk defa 7 Aralık 2017’de Kaan Özgencil ile bir araya geldi. “234 kuş türü var ODTÜ’de.” diyor Özgencil, Bu da yaklaşık olarak Türkiye’deki kuş türlerinin yarısıanlamına geliyor. Önceki yıllarda daha büyük sayılara ulaşılabiliyordu fakat boz kuyrukkakan, taş bülbülü ve peçeli baykuş gibi kuşların bir daha uğramamak üzere ODTÜ’yü terk etmesi üzerine büyük endişeler ortaya çıktı. Bu üç kuşun diğer ekosistemlerde bol sayıda bulunabilmesine rağmen ODTÜ’deki sayılarındaki düşüş ve nihai yok oluşları büyük bir problem. Bu durum sadece bir grup besin zincirinin yolundan sapmasına sebep olmuyor, aynı zamanda başka besin zincirlerinin ve ekosistemlerin de çoktan bozulduğunun bir göstergesi durumunda. Ek olarak, hepimiz karmanın ne olduğunu, ne yaptığını ve onu hafife almamamız gerektiğini biliyoruz! Bundan dolayı, toplumu bilinçlendirmek için yaptığımız çalışmalar sadece kuşları değil, herkesi ,biz dahil, olumlu yönden etkileyecek.

California Üniversitesinde yapılan araştırmalara göre, kıtaları çapraz çizgiler halinde kesen toplam 40 milyon mil uzunluğunda ana yollar bulunuyor, yani Dünya etrafında 1600 kez dolanabilecek kadar uzun. Bu yollar insanlar için çok kolay ulaşım imkanları sağlarken göç eden hayvanlar için büyük engeller oluşturuyor. Üniversiteden bir grup bilim insanı, göç eden hayvanların zarar görme ve soylarının tükenmesi riskini ölçmek, değerlendirmek için yola çıktı.

“Beklendiği üzere, göç eden hayvanların zafiyetlerinin bölgesel, çevresel, davranışsal ve sınıfsal bağlamlarına göre çeşitlendiğini saptadık,” diye belirtiyor Ekoloji, Evrim ve Deniz Biyolojisi bölüm başkanı, Molly Hardesty-Moore. Araştırmacıların analizi gösteriyor ki; göç eden kuşların sayısı, göç etmeyenlerinkine göre çok daha belirgin bir düşüş yaşıyor. Kuşların sayısındaki bu acı veren düşüş, ODTÜ Kampüsü dahil olmak üzere, tüm dünyada gözleniyor. Önceki senede, 4.8 km’si ODTÜ sınırlarından geçen 14 km.’lik bir yol projesine başlandı. Şimdi ise ikinci bir yol yapımı akıllarda yer etmiş durumda. Bu ve bunun gibi birçok durum, kuşların eskiden beri yaşadıkları alanları terk etmesine ve dolayısıyla biyoçeşitliliğin hızla azalmasına sebep oluyor. Böyle devam ederse, kentleşme, yapılaşma artar ve doğal alanlar yok olursa, insan ırkı da bundan nasibini elbette alacak.

Biz Çevrenin Genç Sözcüleri ekibi olarak bizi ve bizden sonraki nesilleri bilinçlendirmek; kuşlarla, ağaçlarla, böceklerle bir bütün içinde daha uzun yıllar yaşayamanın yollarını bulmaya çalışıyoruz.

Türk Edebiyatının usta kalemlerinden Sait Faik de yazdığı Son Kuşlar adlı öyküsüyle 1952 senesinden bizlere sesleniyor: “Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.”

Bizden de söylemesi…

*Sait Faik Abasıyanık’ın 1952 senesinde yayımladığı öykünün adı.

Kaynakça:

Science Daily/ Animal Migrations Blocked by Roads

www.hurriyet.com.tr/ 5 Soruda ODTÜ Yolu

ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu