HAFTANIN DİNOZORU: SPİNOSAURUS

Spinosaurus 94 milyon yıl önce Mısır'da yaşamış balıkçıl bir dinozordur. Spinosaurus en ünlü ve en ilginç dinozorlardandır ve aynı zamanda en nefret e...

Kuzey Işıkları da Neymiş? Açıklıyor...

Fen  Bilimleri derslerimizde Işık ve Ses ünitemizin Işık kısmını çoğu sınıf düzeyimizde bitirdik. Daha öncesinden başlayıp ilkokul 3. sınıftan ber...

HAFTANIN DİNOZORLARI

Bir çok insan dinozorları tropikal iklimde yaşayan canlılar olarak bilir ve bu çoğunlukla doğrudur. Ama bazı dinozorlar kurak iklimde kavurucu sıcakta...

Denizler Neden Tuzludur?

Çoğunuzun bu yaz denize girdiniz veya gireceksiniz. Fakat hala geçen yazdan sonuçlanmamış bir sorumuz var.. Her denize girdiğinizde sizin de ak...

HAFTANIN DİNOZORU: SPİNOSAURUS

Spinosaurus 94 milyon yıl önce Mısır’da yaşamış balıkçıl bir dinozordur. Spinosaurus en ünlü ve en ilginç dinozorlardandır ve aynı zamanda en nefret edilenidir. Spinosaurusun ünü Jurassic Park ile başlar. Jurassic Park’ın üçüncü filminde tanıtılan spinosaurus bir tyrannosaurus’u öldürerek T.Rex hayranlarının nefretini kazanmıştır. Filmde spinosaurus’un T.Rex’i öldürmesi mantıklıydı çünkü spinosaurus’un aslında genetiği ile oynanmıştı. Gerçek hayatta bu pek mantıklı değildir. Bu dinozorların ikisi de Kretase döneminde yaşamış olsalar da spinosaurus 94 milyon yıl önce, T.Rex 65 milyon yıl önce yaşamıştır. Yani birbirleriyle hiç karşılaşmamışlardı. Aynı zamanda yaşasalardı bile bu iki dinozorun habitatları farklıydı. T.Rex karada yaşarken, spinosaurus daha çok marin yaşamına uyum sağlamıştır. Bu bir aslan ile timsahın kavga etmesi gibidir. Spinosaurus T.Rex’ten daha büyük olmasıyla bilinirdi. Ama spinosaurusun kısa bacaklarının olduğunun keşfi ile artık dört ayak üstünde yürüdüğü düşünülüyor. Yani spinosaurus T.Rex’ten daha büyük değildi. Ayrıca spinosaurus’un ağız yapısı diğer dinozorlar ile kavga etmek yerine balık avlamaya uygundu ve T.Rex gibi karada çevik değildi. Kısaca bu iki dinozor kavga etse T.Rex kazanırdı.

Spinosaurus ilk bulunduğundan beri bir çok değişim geçirmiştir.

1915:

Spinosaurus ilk keşfedildiğinde o zamanki diğer dinozorlarda zannedildiği gibi kuyruğunu yerde sürüklediği düşünüldü. Dinozorun sadece çenesi ve birkaç omurgası bulundu. Geri kalan kısımları tahmin edildi.

1990:

Spinosaurus daha timsahımsı bir görünüm aldı ve kuyruğu havada duruyordu.

2005:

 

Spinosaurus’un kafatasının üzerinde bulunan ibik keşfedildi.

2013:

Spinosaurusun adını aldığı sırtında bulunan omurgasının tahmin edildiği gibi ince olmadığı ama çok daha kalın olduğu görüldü.

2014:

Spinosaurus’un bedeninin görünümü değiştirildi.

2014:

Spinosaurus’un kısa bacakları keşfedildi.

Sinosaurus’un avlanma şekli timsahlarinkine benzemektedir. Dinozorun burnunda timsahlarınki gibi basıncı ölçen delikler bulunmaktadır. Bu delikler avın yakından geçip geçmediğini algılayabilir. Spinosaurus’un burun delikleri gözlerine oldukça yakındır. Yani spinosaurus burnunu suya soktuğunda burun delikleri hala suyun dışında kalıyordu ve nefes alabiliyordu. Spinosaurus’un onchopristis ( 8 metre uzunluğunda kılıç balığı) gibi canlıları avladığına dair kanıtlar var.  Bir uçan sürüngenin omurunda spinosaurus dişine rastlanmıştır. Yani spinosaurus bir tek balık avlamıyordu.

Spinosaurus’a benzen diyer dinozorlar:

BARYONYX:

Baryonyx Kretase devrinde İngiltere’de yaşamış balıkçıl bir dinozordur. Adını büyük pançesinden alır. Bir baryonyx’in karnında bir iguanodon’a ait kemiklere rastlandı. Yani baryonyx diğer dinozorlara saldırıyordu ya da leş yiyordu.

SUCHOMIMUS:

 

Kuzey Işıkları da Neymiş? Açıklıyoruz

21_1

Fen  Bilimleri derslerimizde Işık ve Ses ünitemizin Işık kısmını çoğu sınıf düzeyimizde bitirdik. Daha öncesinden başlayıp ilkokul 3. sınıftan beri devam eden bilim serüvenimiz boyunca ışık konusunda ilk öğrendiğimiz şey ışık kaynakları oldu. Hepimiz “doğal” ve “yapay” olmak üzere iki çeşit ışık kaynağı türü olduğunu ve bunların dışında “aydınlatılmış cisimler” dediğimiz ışık kaynağı gibi görünen fakat aslında bir ışık kaynağından aldığı ışığı ayna gibi yansıtan cisimler olduğunu öğrendik. Aydınlatılmış cisimlere örnek olarak  Güneşten aldığı ışıkları yansıtan Ay’ı verebiliriz.

Derslerden öğrendiğiniz bilgilerden yola çıkarak sizlere Kuzey Işıkları olarak bilinen Kuzey ve Güney Kutbuna yakın yerlerde gözlemlenebilen gökyüzü ışımalarının doğal ışık kaynağı mı, yapay ışık kaynağı mı yoksa bir aydınlanmanın sonucu mu oluştuğunu sormuştuk. Aşağıda yaptığımız anketin sonuçlarını görebilirsiniz.

kuzey_anket_sonucu_

127 Kişinin katıldığı ankette 62 kişi ışımaların doğal bir ışık kaynağı sonucu olduğunu düşünürken, 27 kişi aydınlatılmış cisim veya cisimlerin yansıması sonucu olduğunu düşünüyor. Anketimize katılan 28 kişi de bu ışımaların yapay bir ışık kaynağı aracılığı ile gerçekleştiğine karar vermişler.

Ankete katılan herkese teşekkür ederiz. Cevapların tümünün haklı gerekçeleri olduğuna inanıyoruz. Zaten Kuzey kutup noktalarında gözlemleyebildiğimiz Aurora Borealis (Kuzey Işıkları) ve Güney kutup noktasından gözlemlediğimiz Aurora Australis (Güney Işıkları) olarak da bilinen ışımalar tarih boyunca insanlar için merak kaynağı olmuştur.

Peki aslında bu ışımaların nedenleri nelerdir?

 

 

Güneş Patlamalarının Rolü

Güneşin küresinin dış yüzeyinde Güneş patlamalarının gösterildiği fotoğrafları çoğunuz görmüşsünüzdür. Burası hem güneşin merkezine e uzak kısımdır hem de o kadar sıcaktır ki güneşin yer çekimi buradaki parçacıkları tutmaya yetmez. Burada oluşan Güneş rüzgarları (Solar Wind) patlamanın şiddetine göre saniyede 400-800 km süratle uzayda her yöne doğru yayılırlar. Burada söz edilen sadece enerji değildir. Güneş fişekleri adı verilen patlayıcı fırtınalar Güneş yüzeyindeki plazma adı verilen yüklü parçacıkları da uzaya fırlatırlar. Bu parçacıklar 10 milyon volkanik patlama gücündedir ve uzayda jeomanyetik fırtınalar denilen olaylara neden olurlar. Güneşin etrafındaki diğer gezegenler gibi Dünya da bunlardan etkilenir.

nairas-magfield0

Dünya’nın Manynetik Alanı

Yukarıdaki resimde Dünya’nın etrafında mıklatısın demir tozlarıyla oluştuduğuna benzer mavi çizgiler görüyorsunuz. Dünyanın merkezinde çoğu demirden oluşan yaklaşık 5700 ‘C olduğu kabul edilen hareketli bir lav küresi vardır. Isınan maddenin sürekli hareket ettiğini gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? İşte bu hareket sonucunda bir elektrik akımı oluşur ve bu akım Dünya’nın çevresinde elektromanyetik bir alan oluşmasına neden olur. Bu alanın kutupları da Kuzey ve Güney kutup noktalarıdır.

İşte Dünya’mızın bu manyetik alanı bizi Güneş’in gönderdiği 10 milyon volkanik patlama gücündeki plazma parçacıklarından korur. Dünya’nın manyetik alanı “manyetosfer” adı verilen ve yukarıdaki resimde güneş ve dünya arasında bir baloncuk gibi görünen kalkanı oluşturur ve bu parçacıkları yakalayıp kutuplara doğru yönlendirir. Eğer bu parçacıklar belli bir hıza ulaşırsa atmosferdeki Oksijen ve Azot gazlarını uyarır ve enerji yayarak ışımalarına neden olur.

Yukarıdaki videoda bu anlatımı görsel olarak da izleyebilirsiniz. Bu şekilde oluşan ve Kuzey kutup noktasından gözlemleyebildiğimiz ışımalara Aurora Borealis – Kuzey Işıkları ve Güney kutup noktasından gözlemleyebildiğimiz ışımalara da Aurora Australis – Güney Işıkları ismi verilir.

Sonuç olarak güneşten gelen yüklü parçacıklar atmosferdeki Oksijen ve Azot atomlarının enerji seviyelerinde değişikliğe sebep olarak ışıma oluşturduğu için, ve bu da doğal bir süreç olduğu için Kuzey ve Güney Işıkları’nın  doğal olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşamınızdan sorular hiç eksik olmasın
Fenle Kalın

Kaynakça:
(1) http://solarscience.msfc.nasa.gov/SolarWind.shtml
(2) http://crd.lbl.gov/news-and-publications/news/2013/catching-turbulence-in-the-solar-wind/
(3) http://www-spof.gsfc.nasa.gov/Education/aurora.htm

HAFTANIN DİNOZORLARI

Bir çok insan dinozorları tropikal iklimde yaşayan canlılar olarak bilir ve bu çoğunlukla doğrudur. Ama bazı dinozorlar kurak iklimde kavurucu sıcakta bazıları ise dondurucu soğukta yaşamıştır. Bu dinozorlar için çöllerde  yaşamak çok zor değildir. Tropikal iklimde yaşayan dinozorlar bile nadiren kuraklık sıkıntısı çeker. Bir çok dinozor için asıl zorlayıcı olan dondurucu soğukta yaşamaktır. Kutuplarda yaşayan dinozorlar bununun üstesinden gelmiştir. Bu dinozorlar kutup dinozorları olarak bilinirler. İşte bunlardan bazıları:

CRYOLOPHOSAURUS:

Cryolophosaurus Jurassic dönemde Antartika’da yaşamış etobur bir dinozordur. Kafasının üstünde dilophosaurus’unkine benzeyen bir ibik bulunmaktadır. Antartika bugünkü halinin aksine Jurassic dönemde tropikal bir iklime sahipti ve ormanlarla kaplıydı. Sadece kış mevsiminde nadiren aşırı dondurucu bir sıcaklığa düşüyordu. Bu yüzden bazı dinozorların kış uykusuna yattığı düşünülüyor. Cryolophosaurus hakkında çok az şey biliniyor. Muhtemelen Antartika’da bulunmamış bir çok dinozor türü var. Buzu delmek tehlikeli olduğundan kazı araştırmaları çok fazla ilerletilemiyor.(Aynı dilophosaurus gibi bu dinozorda zehirli değildi.)

ANKYLOSAURUS:

Ankylosaurus Kretase döneminde Montana’da yaşamış otobur ve zırhlı bir dinozordur. Fosillerine Antartika’da rastlanmıştır.

LEAELLYNASAURA:

Leaellynasaura en ünlü kutup dinozorlarından biridir. Kretase döneminde Avustralya’da yaşamış otobur bir dinozordur. Grup halinde yaşamıştır. Muhtemelen orman zeminindeki meyveler ve mantarlar ile besleniyorlardı. Yetişkinler en fazla iki metre uzunluğunda olur.

MUTTABURRASAURUS:

Muttaburrasaurus Kretase döneminde Avustralya’da yaşamış ördek gagalı otobur bir dinozordur. Büyük olasılıkla sürüler halinde yaşamıştır. Burunlarının üstünde ses çıkarmaya yarayan balon benzeri bir organ bulunmaktadır. Yetişkinler yedi metre uzunluğundaydı. Bu dinozorların mevsimsel göç ettikleri düşünülüyor.

ALLOSAURUS:

Allosaurus Jurassic dönemde yaşamış etobur bir dinozordur. Kutup allosaurusu özel bir allosaurus türüdür. Bu allosaurus kretase döneminde Avustralya’da  yaşamıştır.

TROODON:

Troodon Kretase döneminde Montana’da yaşamış etobur bir dinozordur. Baş parmaklarındaki pençeyi avlarının boğazını kesmek, eti delmek veya eti temizlemek için kullanırlardı, aynı diyer raptorlar gibi. Bu dinozorlar genelde iki metre uzunluğunda olur. Alaska’da yaşayan bir troodon türü olan alaska troodonları normal troodonlardan daha büyüktü. Bununla birlikte baş parmaklarındaki pençe vücutlarına oranla olması gerekenden daha büyüktü. Bu dinozorlar gece avlanırdı ve muhtemelen grup halinde. Alaska Antartika’nın aksine tropikal bir iklime sahip değildi.

EDMONTOSAURUS: 

Edmontosaurus Kretase döneminde yaşamış ördek gagalı otobur bir dinozordur. Fosillerine Alaska’da rastlanmıştır. Sürüler halinde yaşamışlardır. Yetişkinler dokuz metre uzunluğa kadar ulaşabiliyordu.

MINMI:

Minmi Avustralya’da Kretase döneminde yaşamış zırhlı ve otobur bir dinozordur. Üç metre uzunluğundadır. Avustralya’da bulunan ilk zırhlı dinozordur.

 

Denizler Neden Tuzludur?

Çoğunuzun bu yaz denize girdiniz veya gireceksiniz. Fakat hala geçen yazdan sonuçlanmamış bir sorumuz var..

Her denize girdiğinizde sizin de aklınıza aynı soru geliyor mu? Ağzımıza tuz tadı geldikçe hep sorduğumuz o soru “Deniz suyu neden tuzludur?” sorusu değil midir?

Kaynaklara göre okyanusların ve deniz sularının tuzluluk oranı yaklaşık %3,5’tur. Bu bilgiyi kullanarak ve yeryüzünün %70’inin sularla kaplı olduğu da düşünüldüğünde denizlerdeki tuzun miktarının Dünya’nın yüzeyinin tamamını 150 metre kalınlığında bir tabakayla kaplamaya yetecek kadar yüksek olduğu söylenir. Peki ama neden, nasıl?

Bizler size çeşitli kaynaklardan yararlanarak bu soruya yanıt arayan yazımızı hazırlarken, siz de aşağıdaki anketi doldurur musunuz?

Fenle ve merakta kalın, iyi tatiller.

Mevsimlerin Oluşumu

Mevsimlerin Oluşumu animasyonu için tıklayınız.

DENİZ SÜRÜNGENLERİ

Deniz sürüngenleri deniz canavarı olarak da bilinirler. İlk olarak Triassic döneminde ortaya çıkmış ve Cretaceous (Kretase) döneminde yok olmuşlardır. Uçan sürüngenler gibi bu canlılar da dinozor değildir. Bu canlılar sık sık birbirleriyle kavga eder ve dinozorlar gibi yamyamlık yaptıkları bilinir. Sık sık köpek balıkları tarafından saldırıya uğrarlardı veya kendileri saldırırdı. Bu canlıların yüzgeçlerinde ve kuyruklarında sık sık köpek balığı dişlerine rastlanmıştır. Nadiren dinozorlara ve uçan sürüngenlere saldırırlardı. Çoğu deniz sürüngeninin mevsimsel göç ettikleri bilinir bu yüzden fosillerine dünyanın bir çok yerinde rastlanır. Çoğunlukla da yol yapımı sırasında. Birçok deniz sürüngeni vardır. İşte bunlardan bazıları:

MOSASAURUS

Bu canlı en ünlü deniz sürüngenlerinden biridir ve Kretase döneminde yaşamıştır. Jurassic World filminde bir dinozor olarak tanıtılsa da her deniz sürüngeni gibi bu da bir dinozor değildir. Filmdeki gibi timsahınkine benzeyen bir sırtı yoktur ve biraz daha küçüktür. Yapılan araştırmalar bu canlının renginin bir katil balinaya benzediğini gösteriyor. Sırtı siyah, karnı beyazdı veya karnında beyaz çizgiler vardı.

 LIOPLEURODON

Bu deniz sürüngeni Jurassic döneminde yaşamıştır. Bu canlının boyunun 25 metreye kadar uzadığı iddia edilir ama aslında devasa boyutlara ulaşmıyordu. Genelde 3 metre uzunluğunda olurlar, en fazla da 7 metre.

ICHTHYOSAURUS

Bu deniz sürüngeni Jurassic dönemde yaşamıştır. Bir yunusa benzemektedir ve genelde av konumundadırlar. Ichthyosauruslarla akraba olan birçok deniz sürüngeni vardır. Bu canlılar düşük ışıkta avlarını görebilmek için özel gözler geliştirmiştir. Yapılan araştırmalar bu canlıların yunuslar gibi tek renk olduklarını gösteriyor; siyah, gri, açık pembe gibi.

ELASMOSAURUS

Bu deniz sürüngenin boyun ve ağız yapısı balık avlamayı zahmet gerektirmeyen bir iş haline getiriyordu. Yinede bu canlıların bazı küçük  pterozorlara saldırdığına dair bir kanıt var.

SHASTASAURUS

Bu deniz sürüngeni Triassic dönemde yaşamıştır ve en büyük deniz sürüngenlerinden biri olarak bilinir. Ichthyosaurus ile yakın akrabalardır.

OPHTHALMOSAURUS

TYLOSAURUS

 

HAFTANIN DİNOZORLARI:APATOSAURUS ve BRONTOSAURUS

Apatosaurus Jurassic dönemde yaşamış uzun boyunlu otobur bir dinozordur. En ünlü dinozorlardan biri olması ile birlikte muhtemelen en ilginç geçmişe sahip olanlardandır. Apatosaurus fosili ilk bulunduğunda  başka dinozorların parçalarıyla karıştırılmasıyla  yanlış bir dinozor ortaya çıkarılmıştır ve adına brontosaurus denilmiştir.

Daha sonra böyle bir dinozorun olmadığı ortaya çıktığında bir şok yaşandı. Fosil tekrar birleştirildi ve adına apatosaurus denildi. Dinozorun bataklıkta yaşadığı düşünüldü. Bazı kişiler böyle bir canlının suda vakit geçirdiğini çünkü karada yürümek için çok ağır olduğunu öne sürdü. Ama bu mümkün değildi; çünkü suda yaşasalardı basınçtan dolayı iç organları zarar görürdü. Tek sorun bu da değildi; çünkü rahat nefes bile alamazlardı. Bu dinozor ne bataklıkta ne de suda yaşıyordu. Kemikleri  gözenekli yapıda olduğundan karada çok rahat hareket edebiliyordu. Daha sonra başka fosiller bulundu. Eski brontosaurusa çok benziyordu ve adına da brontosaurus denildi. Yani brontosaurus diye bir dinozor gerçekten yaşamıştı.

APATOSAURUS

BRONTOSAURUS

 

 

7. sınıf karışımlar cevap anahtarı

karışımların cevapları için indirin

7. sınıf karışımlar çalışma kağıdı

7.sınıf-karışımlar – indirmek için tıklayın

7. sınıf element ve bileşikler kazanım kağıdı cevap anahtarı

indirmek için tıklayınız..